Perşembe

Haremin A'sı

Geçen satrançta taş çalıyorum meğer zararıma oluyormuş da rakibim sesini çıkarmıyormuş. Zaten benim sikletimde birini neden kendine rakip alır onu da bilemedim. Rekabet dediğin kaybetme ihtimalin oldukça insanı tahrik eder. Ar darda siklet ve tahrik dedim de aklıma hande ateizm geldi. Zira din ve siyaset işlerinin birbirinden çözünmesini ezelden beri şeetmek istemişimdir. Bu yorgunluğun üzerine emekli maaşı çeken çektiğini bi'şey zanneden yaşlı misali sıranın bana geldiğini farkeden gülümsemem ile otobüsüme bindim. Otobüsüm derken bu biniş ve sevinç periyotları beni o kadar adapte etti ki otobüsü sahiplendim. Şoförden öte fortçudan ziyade bir yuvarlanıp gidişti benimkisi aslında bir yuvarlanışın üzerindeki gidişin öyküsüydü. Bütün sesli harflerin iki noktalı olduğu bir kelimeyi önceki cümlede fiillendirdim ya benden mutlusu yok. İşte bir fil bir insan. Mutluluk şöyle böyle bi'şey.

Göğüs Uçlarımın Zirveleri

Yirmi beş yıl göğüs uçlarım yokmuşcasına yaşadım. 25 yıl dile kolay. 25 sene bu. Eş anlamlılar kullanıldığında daha bi curgulu gibi duruyor lan. Geçen zaman bizim üzerimizden geçtikten sonra ne anlamı varki üzerimizden geçenin geçmeyeninden dedim ve hayat beni öyle bir anda göğüs uçlarımla başbaşa bıraktı. Sonrası tahmin edilemez durumda. Göğüs ucu bu başka şeye benzemiyor. Daha bi yakınım artık karşı cinse daha benzerim. Eski ötekilerden değilim sanki hiç olmamışım gibi de yüksek adaptasyon sahibiyim. hatta sahibesiyim. Ne kadar küçük basitliklerle terimleri dişileştirebiliyoruz. sahibi Sahibesi memuru memuresi, zaman zamane, polisi polisiyesi gibi. Bende artık göğüs uçlarımla kadınlara daha bi yakınım daha bi hisliyim empatiğim. Bir dil bir insan. iki meme ucu yine bir insan. özel şeyler bunlar.